29 Ekim 2014 Çarşamba

ASTROLOJİ SAFSATASI

Safsata belki de az kalır. İki yazıdır sözde bilim Astroloji tarihinden bahsetmekteyim. Bu gün ise hayatımıza, geleceğimize yön verdiği iddia edilen bu burçlar nedir, nasıl çıkmıştır ve neden bilimsel değildir açıklamaya çalışacağım. İnsanlar gökyüzüne baktıklarında öncelikle korku ve merak hakimdir. Ve daha Mezopotamya zamanında günlük işlerini kolaylaştırmak adına yıldızlardan faydalanmaya başlamışlardır. Ve gökyüzünü mitolojik kişiler ve hayvanlarla özleştirerek yıldız takımlarına bölmüşlerdir. Ve bunları oraya tanrılarının koyduğuna inanmışlardır. 17.yüzyıla kadar gök küre bu şekilde 48 takıma ayrılmış, bugün kuzey ve güney yarımkürede olmak üzere 88 takım yıldızı mevcuttur. Bu takımlardaki yıldızların kesinlikle fiziki hiçbir bağlantısı yoktur. Sadece gök küre üzerinde - insan gözünün derinlik algılama yeteneği olmadığı için – tüm takımdaki yıldızları aynı uzaklıkta görürüz. Mesela Büyük Ayı Takımyıldızında ki bize en yakın yıldız 53 ışık yılı, en uzak yıldızda 360 ışık yılı uzaktadır. Ya da Koltuk takımyıldızındaki yıldızlar 45 ışık yılı ile 700 ışık yılı arasında değişen uzaklıklardadırlar. (Bir ışık yılı yaklaşık 10 trilyon kilometredir.) Tabi ilk insanlar bu takımyıldızları ürünlerini ekmek, bakımını yapmak ve biçmek için kullanmışlardır. Mesela Avcı takım yıldızı gök kürede gözükmeye başladığında ekim zamanının geldiği haberini vermektedir insanlara. Ya da kışın geldiği, Mısır’da Nil’in taşma mevsimi başladığı habercisidir bir yerde. Modern astronomide takım yıldızlarından faydalanmıştır. Mesela Büyük Ayı ve Küçük Ayı takımlarından faydalanarak Kutup Yıldızını bulmak çok kolaydır. Bu keşif özellikle gemiciliğin gelişmesinde ve insanların uzak denizlere korkusuzca açılmasına, yeni keşiflere neden olmuştur. Ve ilk insanlar – o zamanlar güneşin döndüğü varsayılıyordu- güneşin tutulum eksenini baz alarak 10 derecelik bir açı içindeki kalan takımyıldızları burçlar kuşağı olarak adlandırmışlardır. Ve bakış açımıza göre güneşin koç yada yada Akrep takımyıldızında olduğunu söyleyerek kehanetlerine başlamışlardır. İşte şimdi geldik zurnanın zırt dediği noktaya. Öncelikle şunu belirtmekte fayda var. Mezopotamya’ya dayanan burçlar kuşağında aslında 12 değil 13 takımyıldızı bulunur. Bu kuşaktaki Yılancı takım yıldızı Astrolojinin gündeminde yoktur nedense ? Nedense diyorum aslında o çağlarda çağına göre ileri bir teknolojide bunun göz ardı edilmesi mümkün değil. Ama Mezopotamya 60 tabanlı sayı sistemini kullandığı için 360 dereceyi tam sayıyla ancak 12’ye bölerek bu konuyu çözmüştür. Ve Yılancı takımyıldızını Akrep Takımyıldızına katılmıştır böylece. Biraz daha bilimsel yaklaşıp bu safsatayı açmaya çalışalım. Güneşimiz her bir takım yıldızında astrolojinin iddia ettiği gibi otuzar günlük sürelerde bulunmamaktadır. Yay TY’da 32 gün, Oğlak TY’da 28 gün, Kova TY’da 24 gün, Balıklar TY’da 38 gün, Koç TY’da 25 gün, Boğa TY’da 37 gün, İkizler TY’da 31 gün, Yengeç TY’da 20 gün, Arslan TY’da 37 gün, Başak TY’da 45 gün, Terazi TY’da 23 gün, Akrep TY’da 7 gün, Yılancı TY’da 18 gün bulunmaktadır. (TY : Takım Yıldızı) Bizleri etkilediği iddia edilen gezegenlerden Uranüs 1781 yılında, Neptün 1846 yılında keşfedilmiştir. Hatta Neptün keşfinden önce matematiksel olarak bulunan ilk ve tek gezegendir. Ve en trajikomiği ve gülüncü ise Plüton’dur. 1930’da keşfedildikten 2006 yılına kadar güneş sistemimizin 9. Gezegeni idi. Fakat Plüton’un da bulunduğu Kuiper kuşağında 1978’de Chiron saptandıktan sonra –ki Plüton’un doğal uydusu olduğu anlaşılmıştır – daha sonra Eris (Plütondan daha büyük hatta keşfedildiğinde 10. Gezegen olarak düşünülmüştü) ve Ceres (Mars ve Jüpiter arasında ki asteroid kuşağında yer alır) ile birlikte yeni bir küme olan “cüce gezegenler” sınıfına dahil edilmiştir. Kuiper kuşağında binlerce cüce gezegen olduğu tahmin edilmektedir. Burada şunu hatırlatmakta da fayda var. Bu yeni keşfedilen gezegen veya gezegenciklerde günümüzde mitolojiden esinlenerek adlandırılmaktadırlar. Daha bitmedi safsatamızın kandırmacaları. Gökküresinde gök ekvatoru ile tutulum düzleminin kesiştiği iki noktadan her birine ekinoks –gün dönümü - denir. Yerin dönme ekseni tutulum düzlemi ile 23,5 derecelik bir eğim yaptığından, Güneşin yıllık hareketi sırasında, yılda iki kez gök ekvatoru ile tutulum düzlemi kesişir. 2000 yıl önce burçlar ortaya atıldığında bu kesim noktası Koç takımyıldızında idi. Fakat Ay ve güneşin çekim etkileri ile Dünya güneşin etrafında düz bir şekilde hareket edemez. Tabiri caizse salınarak hareket eder. Ya da yalpalayarak. Bu hareket sonucu gündönümü kesişim noktaları kaymaktadır. Ve bu kesişim noktaları tutulum düzleminde 26 000 (yirmialtı bin) yılda bir tur tamamlar. Ve ya şöyle söylersek bu kesişim noktası 24 000 yıl sonra yeniden Koç Takım yıldızında olacaktır. Hala yıldızların ve yakın gök cisimlerinin sizi etkilediğini düşünüyor musunuz? O zaman size Astronomi Biliminin ışığında günümüzde Güneş’in hangi tarihlerde hangi burçta bulunduğunu belirten çizelgeyi vereyim de günümüzde hangi burçta olduğunuzu bulun. Aşk, para, sağlık durumunuzu Plüton’unda etkisini düşünerek yorumlarda bulunursunuz artık. Tabi diğer Haumea, Maemake, Eris ve Ceres gibi cüce gezegenlerimizin hakkını yemeyelim lütfen. Sanırım en talihsizlerimiz de 30 Kasım – 17 Aralık tarihlerinde doğanlarımız. Çünkü onların bir burcu bile yok Astrolojide. Bana göre ise en şanslılar çünkü bu gelecek safsatası ile uğraşmaları gerekmiyor. Merak ediyorum yazılarıma konu olan Vakıf üniversitesinde açılan sertifikalı Astroloji programında bunlar anlatılacak mı acaba. Cumhuriyetimizin 91. Kuruluş yıldönümünde bu tür bir yazı yazmak ne acı. Böyle giderse Cumhuriyetimizin 100. Yılında bu tür yazılar yazmak bile hayal gibi görünüyor. Ruh Sağlığı Yasası – Çok geç olmadan Kampanyası için Link : https://www.change.org/p/ruh-sa%C4%9Fl%C4%B1%C4%9F%C4%B1-yasas%C4%B1-%C3%A7ok-ge%C3%A7-olmadan
Yorum Gönder