9 Ağustos 2014 Cumartesi

BİPOLAR AŞKLARIN ANATOMİSİ – 2

“Evet Sevgili, Önceki mektubumda yaşamın belirsizliklerinden ve beni sana anlatmıştım. Bu kez ise duyguların belirsizliği ve seni sana anlatmak istiyorum. Çünkü başka da anlatılacak konu yok zaten. Benim duygularım net, yaşamım belirsiz belki de senin de tam tersi dolayısı ile bir de bunun yanında duyguları net olanların aşktan beklentileri de nettir, o yüzden aynı netlik olmadığı oranda o aşk kişiye acı verir ve bazen de paranoyak yapar işte bu paranoyak senaryomu da senle paylaşmak istedim açıkçası. Son buluşmamızdan döndükten sonra senin duygularının gerilemesi öncekinden daha fazla olduğunu hissettirmeye başladı açıkçası. Her buluşmadan sonraki geri dönüşlerinin heyecan ve coşku katsayısı gittikçe düşüyordu. Ve ilginç olan zaten bu kadar kısa süreli görüşmelerin sonucundaki değişimlerinde çok hızlı olması idi benim için. Aslında son buluşmamızın gelişinde de bir durağanlık hissedilse bile özellikle sahildeki davranışların, duygularının coşması o durağanlığın geçici olduğunu düşünmeme neden oldu açıkçası. Tabi belki bir anlık coşku idi bunlar çünkü sekste bu durağanlık çok daha belirgindi. Döndükten sonraki hafta ise arayışlarımın veya mesajlarımın karşılığında araman tüm coşku ve heyecanının da yok olması hissi veriyordu. Tabi yanıtların sürekli kısa ve net olsa da "seni seviyorum" dediğimde ve ya "öptüm" dediğimde eskiden aynı yanıtları verdiğin halde son hafta "bende" lerle ya da hiç yanıt vermeden geçiştiriyordun. Bunun yanında gelecek için planlar yapıyor, sonra planlarından vazgeçerek noktayı koyuyordun. Bu plan değişiklikleri de sadece duygularının değil düşüncelerinin de sürekli değişken olduğunu gösteriyordu. Ve iş çıkışı olan konuşmamızda yine cımbızla çekilecek bir cümle kurman "kafam karmakarışık". Sonraları gayet resmi konuşmalar. Sen bir yanda bana verdiğin sözleri tutmaya, dürüst olmaya çalışıyor ama o değişken duyguların ve ruh halin farklı çevrelerin planlarına seni yönlendiriyordu. Çünkü heyecan ve macera arayan, değişen duygularını cezbediyordu. Tabi hakkımdaki yorumlarda etkiliyordu açıkçası. Ve yeni maceralar ve yeni heyecanlar ancak ruhunu dengeye sokabilirdi. Bir yanda da söz verdiğin ve belki de hayatında bugüne kadar sana en çok değer veren bir adam. Çelişkiler seni etkilese de o coşkun ruh durulmalıydı, duyguların seni sürükledi. Peki çözüm ne olacaktı: telefonu kapamak açmamacasına. Fakat bu ince planlar aslında paranoyaklaşanları hiç mi hiç engellemez. Hayatının bu gizemli yanı da zaten duygularının değişkenliği değil mi? Tabi bu gerçek olmayabilir ama gelişmeler ve yaşananların seven bir insanda düşündürdükleri başka türlü olamaz. Birde her zaman söylediğim gibi aşkta dürüstlüğün önemi. Evet ordayım burdayım demen belki kendi vicdanını rahatlatsa da karşındakini yanlış düşüncelere sevk eder önemli olan duyguların değişken bile olsa geçmişte verdiğin sözleri tutarak dürüstçe en azından bir mesaj çekerek "beni arama bundan sonra" demen çok daha dürüst bir davranış olacaktı. Şimdiye kadar sadece olaylar ve yansımalarından bahsettim. Ama asıl önemli olan seni sana anlatmak. Bu süre zarfında aşırı mutlu ve heyecanlı seni'de yaşadım, mutlu ve eğlenceli iken birden agresif bir seni’de yaşadım, yerinde duramayan enerjik bir sen, konuşkan bir sen, düşünceleri değişken bir sen, çok büyük ve güçlü planlar yapan ve bunları hayata geçirmeye çalışan bir sen, cinsel güdüleri artmış bir sen, duygusallığı had safhada bir sen, buluşmalarımızdaki sıkıcı olayların karşısında bunları ilginç bulan bir sen, ilk tanışma süresince beni baştan çıkartan ve bundan haz alan bir sen, iliklerine kadar zevk alan bir sen; bunların yanında; huzursuz rahatsız bir sen, sürekli bazı mazeretlerin ardına sığınan bir sen, en ilginci ilk buluşmamızdaki sabah ölümü düşünebilen bir sen, ve buluşma dönüşlerinden sonra sanki pişmanlık yaşayan bir sen, son buluşmamızda aynı anda seksten haz duyan ama sonra sadece beni mutlu etmek adına seks yaptığı hissi veren bir sen, bazen bazı şeyleri gizleme gereği duyan bir sen, kısacası bunların hepsini hissettim ve yaşadım. Evet Sevgili, duygularının değişken olduğunun farkındasın aslında her insanın duyguları değişebilir benimde mesela sana karşı olan o ilk dönemlerdeki yoğun, yürek hoplatan, sesini duyunca titreyen, konuşamayan duygularım değişkenlik gösterdi. Ama nedenlerim aşka bakış açımız ve her zaman söylediğim gibi aşk iki kişiliktir. Hoş belli dönemlerde sana kızdıktan sonraki senin duygularına göre benim duygularımın coşkusunu her zaman hissettirdiğimi fark ediyordun aslında. Dolayısı ile bendeki iniş çıkışlar senin duygularına göre oluşuyordu. Ve yorucu olanda bu zaten. Aşkı yaşamadığını söylüyorsun ama bu sürekli ve hızlı değişken duygular arasında aşkı yaşamak ve yaşatmak zaten mümkün değil. Dolayısı ile şikayet ettiğin ailenin de sana karşı davranışları, ilgisizliği, takip edildiğin hissi, yapmak istediklerini ve yaptıklarını gizleme ihtiyacın bu duygu değişimlerin olabilir çünkü bunlar sadece aşkta değil günlük yaşamda da etkilidir ve bazen en yakınlarını bile rahatsız edebilir. Hoş aslında en yakın olarak ben seni gördüğüm halde sen hiçbir zaman kendini bana tam ifade bile etmedin. İşte Sevgili bu coşku ve pişmanlıkların sonu nereye varacak. Belki sen hayatı basite alacaksın derken bu yaşamından mutluda olabilirsin. Ama pişmanlık kimseyi mutlu etmez. Dolayısı ile mutlu bir aşk yaşamak duygularını kontrol altına almaktan geçer. Kendi geçmişimi sorgularken veya hayatta verdiğim kararlarımı sorgularken bu güne kadar kesinlikle pişmanlık hissine kapılmadım çünkü yanlışta olsa bunlar benim kararlarım ve düşüncelerimdi. Hatalarım benimdi önemli olan o hatalardan ders alarak pişmanlık duyacağıma gelecekte aynı hataları tekrarlamamaktı doğru olanı. Çünkü pişmanlıklar yeni yeni hatalara ve yeni pişmanlıklara neden olacaktı benim için. Şu an bile bunca sitem ettiğim halde, sana kızdığım halde ilişkimizden kesinlikle pişmanlık duymayacağım sadece nerede hata yaptım diye düşüneceğim. Evet Sevgili, ilk tanışmamızdan beri bana sürekli sorduğun bir soru var "bana ne teşhis koydun?" Ben bir hekim değilim. Sadece sana şunu söyleyebilirim eğer ki bu duygularının değişkenliği seni rahatsız ediyor veya gittikçe kendini kötü hissediyorsan profesyonel destek al demekten başka bir yorum yapamam. Bana yoğun olarak yaşattığın ama karşılığını göremediğim aşktan sonra ve bu şekilde sürerse daha çok acı çekeceğimi biliyorsam ve seni unutmanın bu yaşananları en hasarsız ve hafif şekilde atlatmak için hekimimden destek alacaksam ancak sana bunu tavsiye edebilirim. Ve Sevgili bu değişken duygularını kontrol altına alamadığın müddetçe bugüne kadar o yaşamadığını söylediğin aşkı ömür boyu da yaşayamazsın. Ve o muhteşem duyguları o aşkın coşkusunu her insan hayatında bir kez de olsa yaşamalı. Hele hele belli yaşlardan sonra o gençlik aşklarının anlamsızlığını hissettiren olgunluk aşklarının muhteşemliğini bana yaşattın ve bu duyguları senin de yaşaman ancak senin elinde. Ya kendi çabanla ya destekle duygularını kontrol altına aldığın oranda bunu yaşamamak ancak istememekle olur. Hele hele bu güne kadar hiç bir erkek tarafından bu kadar değer verilmediğini söylediğin halde bunları bu duyguları sana aşırı değer veren bir erkekle yaşayamamak gerçekten hiç bir anlamda yaşayamamak demektir. Fazla söze gerek yok sanırım Sevgili, bu şekilde bir aşk coşkuları ne olursa olsun hangi mutluluğu verirse versin erkek veya kadın farketmez aşkı yaşarken acı çekmek aşkın doğasında yoktur bence. Böyle bir aşkta olamaz. Kendi mutluluğun adına her şey sana bağlı ve her şey senin elinde. Aşk iki kişilik ve yüce bir duygu bir taraf değişken diğer taraf acı çekerse sanırım sende bana hak vereceksin. Kısa bir süre olsa da bana o duyguları, gençliği, aşkı yaşattığın için ömür boyu minnettar kalacağım sana.......Ve unutmak çok zorda olsa yüreğimin bir köşesinde daima taşıyacağım seni... Hoş çakal benim kısa süreli ama yoğun duygular yaşatan aşkım, sevgilim hoş çakal.....” SADECE VAZGEÇMEYİ BİLDİM Asla sevmediğim birine seni seviyorum demedim, ...Ya da asla birini severken karşılığını beklemedim. Dostluğuma değer biçmedim,sevgime ise hiçbir zaman sınır çizmedim. Sevdiysem sonuna kadar gittim, bitirdiysem öldürse de hasreti geriye dönmedim. Bazen çok kırıldım, bazen belki de kırdım. Ama hata insana mahsustur dedim. Affettim, af diledim. Kimileri birden fazla kırdılar kalbimi ama ben onları yine de affettim. Onlar belki beni saflıkla yargıladılar. Belki de içten içe sinsice güldüler. Ama asıl unuttukları şuydu; Ben aldanmadım..! Aldanan her zaman kendileri oldular ama bunu anlayamadılar. Bir insan kaybının ne olduğu bilemedikleri için, Kaybetmek onlar için bir alışkanlık haline geldiği için. Oysa ben hiç insan kaybetmedim. Sadece zamanı geldiğinde vazgeçmeyi bildim o kadar Can Yücel Evet sonuç biten aşklar ve acılar. Birde düşünün bu ilişkiler evliliğe gidiyor, çocuklar oluyor ve eş farkettiğinde iş işten geçmiş olup biten evlilikler, çocukların psikolojisi. Özellikle kadın hastaları örnek vermeye çalıştım bu mektup denemelerinde. Kadına şiddetin, öldürmelerin arttığı son yıllarda bu konunun önemine dikkat çekmek amaç. Kadının hastalığını göz ardı eden erkek egemen toplumlarda ortaçağdaki gibi sonuç yakılma olmasa bile öldürme ile sonuçlanabilir. Namusu, kadın gözüyle gören toplumlarda ise bu çok daha etken bence. Bu duygusal değişkenlikler kadını iffetsiz konuma getiriyor bu toplumda ne yazık ki.Bu tür akıl hastalıkları göz ardı ediliyor. Hatta açıkça ifade etmek gerekirse konunun uzmanlarının, konu ile ilgili sivil toplum kuruluşlarının önemi daha da çok artmaktadır. En büyük görev de Türkiye Psikiyatri Derneği ve Türkiye Tabipler Birliği düşmektedir. Ne yazık ki bu sivil toplum kuruluşları siyaset yapmaktan (TTB), gündem tartışmaktan, gündeme göre zamanın uygun olmadığı savları ile kendilerini ve toplumu uyutmaya çalışmaktadırlar. Ya da kurumların kalıcı, kişilerin geçici olduğu gerçeği görmezden gelinerek, geçmiş yönetimlerin çalışmaları rafa kaldırılarak sözde yeni yoğun çalışmalarla oyalama taktikleri uygulamaktadırlar. Sivil Toplumun önemi ve handikaplarını sürekli tartışan köşe yazarına göre akıl sağlığı konusunda tüm imkanlar seferber edilerek hemen şimdi harekete geçmek gerekmektedir. Siyasal gündem kesinlikle etkili olmamalıdır.
Yorum Gönder